24 Mart 2007

sobelerim..

çiceklibahçe beni sobelemiş. vazgeçilmezlerim bakalım nelermiş :

- tabii ki oğlum.. o olmasaydı şu an hangi işyerinde hangi büyük bunalımı geçiriyor olurdum bilmiyorum. ama o benim ve aslında tüm ailemin hayatına çok güzel taze bir soluk getirdi.

- annem ve kardeşlerim.( kocam alınmasın üstüne ama annem herşeyden önce gelir.)

- kocam olsun bari :)

- kitaplarım. ilkokul 3 sınıftan bu yana deliler gibi okurum. gerci bücür beyin gelmesi bu biraz yavaşladı ise de hala devam ediyor. etrafımdaki kitaplarım beni rahatlatır.

- her türlü hamur işleri.. aslında hiç ama hiç yememem gerekse de çok seviyorum. hele kürt böreğini. hmmm.. canım çekti şimdi:)

- üzüm. özellikle de yeşil üzüm. hastasıyım. bir oturuşta kilolarca yiyebilirim.

- internet ve tabii ki blog dünyası.

- veeeee dondurma.. yaz kış demeden yerim.

- unutmadan digitürk ve cnbce dizileri. hastalık oldu resmen.

ah şu hastalıklar...

oğlum yine hasta. aslında 1 - 1,5 aydır iyiydi. oh demiştim. nihayet toaprlandı biraz. ama pazar günü aniden burnu akmaya ve öksürmeye başladı. o kadar çok ilerledi ki burnu yara oldu ve öksürmekten de kusmaya başladı. maalesef yine antibiyotiğe başlamak zorunda kaldı. neyse ki 3-4 günde toparlandı. e hal böyle olunca tabii blog yine ihmal edildi.

17 Mart 2007

sobelenmişim ..

yine ne uzun bi ara vermişim .. farkında bile değilim. bu hafta neti bile açamadım, degil ki bloga birseyler yazmak.. nedense keyfim yoktu. kitap okumayı ve örgü örmeyi tercih ettim..sanırım yaşlanıyorum ben :) bu akşam da bloglarımı okuyarak geçirdim. umarım yarın da uzun uzun yazarım.. öncelikle sobelerimi:)

8 Mart 2007

klozet keyfimiz :)


bugün 29 ayımıza girdik. ancak tuvalet konusunda ilerleyemiyoruz. hatta geriliyoruz. geçtiğimiz yaz ortasında denemeye başladık. ilk başlarda korkmuştu. oturmak istemedi. ağladı. sonra ilgisini çekti ve hatta daha rahat kaka yaptığını anlayınca oturmak istedi. çişi değil ama kaka geldiğinde koşa koşa haber veriyordu. sonra ne olduysa yine vazgeçti. yine istemiyor. şimdi de yeniden alışsın diye her türlü şaklabanlığa başvuruyorum. adamın önüne oyuncaklar, ayaklarının altına tabure koyuyorum. şarkılar türküler söylüyorum. ama yine de olmuyor. bu işi nasıl çözeceğim bilmiyorum.