10 Aralık 2009

iyikidogduk...:)

bu siteyi uzaklardaki kardeşim sevgili serrose büyük umutlarla
başlatmıştı.. ben de şu son aya kadar hiç aksatmadan kutlama
kartlarını göndermiştim. arada maalesef kaybolan da oldu.
onlara hatta ikinci kez gönderdim. postcrossing'ten dolayı çok
sevdiğim bu kartlaşma olayını blog aleminde, hem de anlamlı
bir sebeple oluşturabiliriz diye düşünmüştüm. yanılmışım :(
maalesef bana sadece tibet'in annesi ve nazpek'ten geldi.
biraz gecikmeli de olsa onlara çoook teşekkür ediyorum.
serrose bu konuda en son bir duyuru da yaptı. umarım
bundan sonra da istikrarlı oluruz. gerçekten çok güzel bir
hatıra :)

not : asıl blog şifreli elbet. ilgilenenler serrose'un sayfasından
ulaşabilirler.

3 Aralık 2009

ara'da olanlar...


şu blog yazma olayı çok nankör yahu.. yani yazdıkça yazasın geliyor,
ama uzaklaştığın anda da kopuyorsun. üstelik bir de tadilat yorgunluğu
eklenince cidden soğudum. elbette oğluşun aradaki enterasan
cümlelerini bir yerlere not etmeye çalışıyorum ama toparlayıp yazamıyorum.

bu arada aslında önemli iki gün geçirdik.

bir : can bey artık tam tamına 5 yaşında :)

iki : ben ise tam tamına 40 yaşında :(


tadilat nedeniyle bu sene maalesef pek güzel bir şeyler yapamadık.
şöyle bir aile arasında, bir de okulda da ufak bir kutlama yapabildik.
ona söz verdim. seneye inşallah ona arkadaşlarıyla kocaman bir
kutlama yapacağım ...

2 senedir erteledeğimiz tadilat ise nerdeyse 1 ay sürdü. her nekadar
çok da içime sinmese de ev sonuçta temizlendi ve en önemlisi boşaldı!
insan ne kadar çok gereksiz eşya, kiyafet biriktirebiliyormuş. tümünü
dağıttım. umuyorum gerçekten ihtiyaç sahiplerine gitmiştir.
oğluş ise başta çok sevindi. ancak eskisi gibi duvarları tual olarak
kullanamadığı için üzülüyor tabii :))

bunların dışında hayat çok ama çok sıradan geçiyor. okul -ev-park
arası bir üçgen durum yaşıyoruz. illet hastalık yüzünden onu çok fazla
kalabalığın olduğu yerlere de götürmüyorum. gerçi biz onu bu şekilde
korumaya çalışırken sınıfında bir çocuk bu gribi atlatmış bile. o ara
can anneannede olduğundan çok panik yapmadım. ama yine de bu
kadar yakında olması beni gerçekten ürküttü. ama allaha şükür
biz bu sene burun tıkanıklığı bile yaşamadık. ona sürekli verdiğimiz

doğal ilaçlardan mı, yoksa sevgili stil direktörümün tavsiyesi olan
ilaçtan dolayı mı bilmiyorum.
bu arada blog arkadaşlarımı da ziyaret edemedim. kendimi biraz
iteklemem gerek sanırım :)

25 Kasım 2009

dikkatli adam..



bir alışveriş merkezinin tuvaletindeyiz. önce ona yaptırdım.
sonra da onu kapının önünde dikip -sürekli yaptığım gibi-
tembihledim. ( geçenlerde ikea da çıkıp gitmiş, servis kapısını
açarkan yakalamıştım. deliye dönmüştüm)
anne : cano. sakın bir yere gitme. burda kapının önünde dur.
ayaklarını hep görmeliyim. kimseyle konuşma......
can : tamam anne.. tamam...
sonunda kapıyı kapatabildim. o anda birkaç kişi girdi.
can 'dan bir iki saniye sonra şu cümle geldi : sakın beni kaçırmayın !
tamam mı ?
herhalde bir avm tuvaletinin duyduğu en yüksek kahkaha koptu
o anda ....
not : dönmeye çalışıyoruz. halimiz yok pek, keyfimiz de..
zati özlenmemişiz de:)))

27 Ekim 2009

mecburi ara...

hafifleyip geliyoruz:)