18 Haziran 2008

zaman çok hızlı akıyor...

koptum yine ben şu sıralar... aslında yazacak çok şey var ama benim keyfim yok. bilgisayarı günlerce açmıyorum. benim bücür sayesinde de pek mümkün olmuyor. bir de son 6 gündür hasta ve evde olunca bilgisayarın b' si bile söylenmiyor. açık gördüğü an laptopun canını çıkarıyor. kendi birşeyler yapmaya çalışırken olmadık yerlere giriyor çıkıyor. bu yaşta da henüz kullanmasını istemediğim için de o evde olduğu zaman alet ortadan kalkıyor...


e hazır açmışken ben de şu birikmişleri bir dökeyim dedim :)



maxland

bu tarz organizasyonlara hiç sevmeyen, ilk ve son olarak gittiğim gecen seneki minifest fiyaskosundan sonra asla gitmemeye yemin eden ben bu defa inönü stadının ferah ortamına kanarak maxland ziyareti yapalım dedim. pazar günü de anneannenizin doğumgünü olunca haftasonumuzu anneanne kampında geçirmeye karar verdik.

cumartesi sabah erkenden gidelim, hem kalabalık gelmeden, hem de sıcak olmadan oğluşum biraz eğlensin dedim. ne çok yanılmışım:(





sabah 9.30 gibi nerdeyse 50 mtlik kuyruk vardı. üstelik bu kadar insana, ki bunların büyük bölümü küçüçük çocuklar iken sadece bir kapı açmaları inanılmaz terbiyesizlikti. tam 45 dakika bekledik o kuyrukta. neymiş efendim girişte çocuklara hediye veriyorlar ve isim/yaş soruyorlar. sinirler en baştan gerilmeye başlandı :( içeri girdik. ve manzara berbattı ! çocuklara dağıttıkları karton şapkalar ve hediye ettikleri tshirtlerin poşetlerin tümü yerlerdeydi. heryer çöp içindeydi. insanlar deli danalar gibi ordan oraya koşturuyordu.

aletler ise daha da büyük bir hayal kırıklığı idi. adi birkaçtane şişirme oyuncak, bi zıplama aleti, atma tutma gibi basit oyunlar.. üstelik hiçbiri için bir yaş sınırı yok . küçüçük çocukların zıplamaya çalıştığı oyun yerlerinin içinde kazık kadar 13- 14 yaşında çocuklar vardı. onlar zıpladıkça küçükler düşüp ezilme tehlikesi geçiriyorlardı. üstelik hepsinin önünde giriştekinden beter kuyruklar vardı. bir tane uygun olduğu düşündüğümüz bir oyun alanın önünde 30 dakika kuyrukta bekledikten sonra başladık oynamaya. ama çocuğun ödü patladı . dediğim gibi kazıklar onlardan önce orda olduğu için yürüyemedi bile, yarıdan aldık hemen.







bu ilk ve son oldu zaten. can da sıkıldı . gidip biraz tribünlerde oturalım dedik. valla bizim haricimizde herkesin keyfi yerindeydi:) insanlar sanırım tüm mahallece gelmişlerdi ve piknik yapıyorlardı. bir süre kalabalığı seyrettikten sonra eve dönmeye karar verdik.



bu tarz yerlere gelmemekte aslında ne kadar doğu yaptığımı bir kere daha anlamış oldum..
geriye bir maxland tshirtümüz hatıra kaldı:)



bu arda mimit teyzemize burdan teşekkürlerimizi iletiyoruz:)

2 yorum:

figen dedi ki...

huhaahaaa bizde geçen yıl ankaradaki maxland şenliğine hemide 2 gün gitmiştik.1 gün bende berkayla girdim içeri 2.gün anneleri almadılar minicik oğlum tek başına o develerin arasında kaldı kenardan yönlendire yönlendire sadece o büyük bağlanıp zıplanan alete bindi indide çıktık dışarı(düşün 3 saat sürdü ) bu yılda tvden reklamları görüp diretiyor gidelimm diye .ben geçen yıl güneş altında sıra beklemekten enfaktüs geçirecektim .hatta görevlilerle konuştum ankara daha sakin daha boş, buranın insanları çok kibar demişti yuh demiştim burayı güzel buluyorlar demek ist. felaket ha.organizasyon sıfır geçen yıl tüh şapkada dağıtalım seneye demişlerdi kağıttanmıymış ,madem yapıyorsunuz güzel bişi daha organize olun demi ama..neyse sizede tecrübe olmuş!!

denizanasi dedi ki...

diyorum ya.. ben de bir daha adımımı atmam:))