2 Ocak 2009

ben de ben de :)





ya su siralar bana oyle geliyor yoksa gercekten de bir baby boom durumumu var :))


o kadar cok yeni bebek haberi aliyorum ki sasiriyorum ...


sadece cevremde degil, bloglarda, unluler arasinda..


ama ozellikle de bloglarda..


gecen aylarda evden cikilamiyacak kadar kotu bir kar firtinasi falan oldu da benim mi haberim olmadi :)


ya da krizden dolayi herkes eve kapaninca sonuc bu minik fasulyeler mi oldu :)


ne olursa olsun bu donemde 2. bir cocuga cesaret edenleri gercekten kutluyorum..


valla okudukca ben de cooook ozenmeye basladim. hatta simdi bir de kizim olsa ne guzel olurdu diye dusunup duruyorum. o bebek kokusunu cidden cok ozledim..


ama bu sartlar altinda bu mumkun degil. bu yastan sonra sanirim 2. bir cocugu kaldiramam. ne maddi ne de manevi olarak :)


yine de hayali bile guzel :))




30 Aralık 2008

2009...





her sene oldugu gibi bu seneye de koca bir liste umut ve dilek ile girmek istiyorum. ama her zaman oldugu gibi bu karamsarlik ve maymun istahlilik ile listenin 3. sirasina bile gelemiyorum :) gerci karamsarlik artik sadece bana ozgu olmaktan cikti :(

bu genel kotu hava artik dagilir mi bilmiyorum ama yine de bu guzel dilekleri cani gonulden diliyorum :)




iyi senelerrrrrrrrrrrrrrr !!!!

tehditler...

konu : olağan anne oğul didişmelerindenden biri.


yer : çişi geldiği için koştura koştura gidilen tuvalet.

can : anne bak yeter. kızdırma beni !!


anne : ne yaparsın kızdırınca ?!


can : bak çişimi üstüne yaparım. her yer kirlenir. ona göre ???


anne : yaparsan ben de seni..........


can : anneeee.. giderim bak..


anne: nereye gidiyormuşsun??


can: oteleeee..


anne: git .. sen bilirsin.


can : gidersem bak özlersin beni ?!!


anne : özlemem özlemem. gidebilirsin..


can : özlersin özlersin. :))))

-----------------

bu gıdı özlenmez mi :)))))


29 Aralık 2008

geldimmm...

yine uzun bir ara verdik şu sıralar... biraz mecburiyetten biraz da tembellikten oldu maalesef..


en büyük sebebi ise laptopun yine alarm vermesi. geçen yaz çökmesinden bu yana maalesef iflah olmadı ve her geçen gün daha da kötüye gidiyor. sayfaları açarken inanılmaz derecede bekletiyor, kafasına göre kapanıyor ya da netten düşürüyor. e hal böyle olunca alıp duvara çarpasım geliyor ve açmak istemiyorum.

2. en büyük sebep ise bayramın 3. gününden itibaren uzun süredir geçirmediğim kadar ağır bir grip geçirmem oldu. 3 haftaya yakın süründürdü beni. kolay kolay hasta olmayan ben valla yatağı boyladım. işin kötüsü ana oğul berbat haldeydik. her ikimiz için orta sehpanın üstünde birer tuvalet kağıdı rulosu, sürekli burun sildik. sanırım gerçekten yaşlanıyorum ve bağışıklık sistemim artık alarm veriyor. can ise yuvaya başladığından itibaren - geçen sene olduğu gibi - sürekli hasta. ama geçen seneye göre biraz daha hafif atlatıyor. bu da sevindirici bir durum sanırım.

e bu iki sebep de beraberinde tembelliği de getirince yine uzak kaldım buralardan. gerçi ara ara herkesi okumaya çalıştım ama dediğim gibi battaniyeye sarılıp televizyon seyretmek daha ağır bastı.

ama sanırım bu durum yakında değişecek. sevgili kocacığım bana yeni bilgisayar alacağını müjdeledi. umarım bu sözünü unutmaz :))

hastalıklar olunca maalesef şu sıralar hiç birşey yapamadık. bayram boyunca o güzelim havalarda biz evde burun çekmekle meşgulduk. oysa tatil rotasında sapanca ve çevresi vardı. değil yakın yerler, ziyaretler bile yapılamadı. aslında bu bayramı da zaten hiç sevmem. insanların bu kadar kurban kesip de kesileni de kendi dolaplarına tıkmalarını hiç anlamam. kesebilecek kadar iyi durumdaysan zaten bu ete muhtaç değilsin demektir. ya para olarak bağışla ya da etin büyük bir bölümünü ihtiyacı olanlara ver. işin dini kısmını bilmiyorum. açıkcası bilmek de istemiyorum. sonuç olarak amaç, ihtiyacı olanlara bunu vermek olmalı diye düşünüyorum. ama her konuda olduğu gibi bu konuda da din herkesin kendi çıkarına göre yorum koyduğu bir noktaya geldi . neyse bu bayramda da biz azıcık kurban olduk sanırım :))

----------------------------------------------------

can için ise bayramın amacı işte yukardakı kumbara oldu. onun deyimiyle " şıngırdak" :) aslında biraz para kavramını öğrenmesi ve biriktirmenın önemini kavraması için ona kumbara almayı düşünürken, anneanne benden önce davranmış ve bu "küçük" kumbarayı ona bayram öncesi almış. anneanne saolsun, ona bunun bayram ziyaretlerinde mutlaka olması gerektiğini anlatınca, bizimkisi her evden çıkışında yanına almaya çalıştı:) neyse ki hastalıktan da bir yere gidemedik de rezil olmadık:)) şimdi ise her fırsatta bu kumbarayı, pardon " şıngırdak" ı eline alıp sallaya sallaya geliyor ve para istiyor. hatta verilen paraları boyutlarına göre sıralayıp küçükleri beğenmediğini belirtiyor :)) ve daha büyük para istiyor. amacım bu değildi, ama en azından para boyutlarına göre değerlerini öğrenmeye başladı :)

---------------------------------------------

çocuk bu kadar çok evde kalmak zorunda kalınca kendini sanata verdi. bir soda şişesinden neler yaratılabilinirmiş meğer :))


ya da tahta legolardan:)