1 Mart 2009

ağaç yaşken eğilir...



burası floryadaki büyükşehir belediyesi tesisleri.. bahsetmişimdir, her güzel havada biz burdayız.. mis gibi yemyeşil, deniz kenarında, birçok oyun parkı var ve en önemlisi mini bir trafik eğitim sahası var. can bisikletiyle, biz de yaya olarak mutlaka bu sahayı kullanıyoruz..
şimdiden bir çok trafik işaretini öğrendi. yayalara yol vermeyi biliyor. ışıklara mutlaka dikkat ediyor. diğer çocuklarla arasına mesafe koyuyor...

içinde bulunduğumuz ve kırmızıda geçen bir taksideki şoförü bile fırçaladı:)

güzel yurdumun bana göre en büyük problemlerinden biri bu trafik meselesi.. kurallara uyan yok, hatta birçoğu bilmiyor bile.. geçen sene bir hanım kızımız kırmızıda yanıma yanaşıp " frene basarken mutlaka arkaya bakmam gerektiğini" bana öğretmeye çalışırken deli olmuştum. hatun aslında hiçbir fren mesafesi koymadan arkamdan gelmemesi gerektiğini bilmiyordu.

bundan dolayı can 'ın şimdiden trafik kurallarını uygulayarak, yaşayarak öğrenmesini istiyorum.

tavsiye ediyorum..

ps: resimler aslında epeydir arşivde. yeni düzenleyebildim.

27 Şubat 2009

uyku sorunsalı... imdattt...


aslında uyku değil de, uykuya dalma sorunsalı desek daha doğru olur. çünkü uykuya daldıktan sonra sabaha kadar derin uyuyor ( maşallah :) ), hatta tuvalete bile kalkmıyor. 1 yaşından bu yana böyle. bebekliğinde de uyku problemimiz pek olmadı. uykuyu seven bir bebekti. halen öğle uykusunu da uyuyor yuvada. ama ne var ki geceleri yatağına girdikten sonra uykuya dalması son 15 gündür nerdeyse 50 dakikayı bulmaya başladı. ben ondan önce uyuyor, sonra gecenin bir vakti her yerim tutulmuş olarak kalkıyorum. e o saatten sonra da hiç birşey yapamıyorum. peki babanız bu sırada ne yapıyor diye sorabilirsiniz, o oturma odasının kapısını kapatıp keyif yapıyor. ama yanlış anlaşılmasın :) kapıyı sadece içeriye gürültü gitmesin diye kapatıyor:)


bu birlikte uyumalara aslında biraz da ben sebep oldum. hakim bey, suçluyum :) onunla koyun koyuna yatmak ve kokusunu içine çekmeye bayılıyordum. ama artık 5 yaşa doğru gidiyoruz ve biz hala minik bebek tavrı takınıyoruz. karanlıktan korkarmış, sonra o daha küçükmüş, 5 yaşından sonra yalnız yatarmış, o bensiz uyuyamazmış. yani bahaneler çook.

arkadaşlar bu konuda tavsiyeleriniz var mıdır ?:)) acilen ihtiyacım var...

bu arada bu yatak muhabbetlerinden de güzel hikayeler de çıkmıyor değil :)

anne : yazın gelse ne yapmak istersin ?

can : denize gitmek isterim, kumla oynamak isterim..

anne : başka ?

can : ha bir de aydede ye gitmeliyim ?

anne : aydede mi?

can : içinde bebek uzaylılar var. onları kurtarmalıyım .. annelerine yetiştirmeliyim.

anne : neden ?

can : e annelerini özlemişlerdir..

yaa işte böyle de bir hayalgücümüz var:)

26 Şubat 2009

yerli turist...


geçen hafta cuma günü can'ı yuvaya bıraktıktan sonra ani bir kararla kendimi yollara vurdum :) sabahın o temiz ve güneşli havasında aklıma sadece sultanahmet- eminönü güzergahından başka bir yer gelmedi. epeydir de gitmemiştim, hele ki sabahın o saatinde..:)

istanbul üniversitesinde okuduğum dönemde oralar benim memleketimdi. her karesini biliyordum. en sevdiğim yer ise topkapı sarayının en köşesindeki konyalı nın üstündeki banklardı. o banklarda saatlerce oturur, muhteşem bir boğaz manzarası eşliğinde ders çalışır, kitap okurdum. ya da kapalıçarşından geçer, nuruosmaniyeden eminönüne inerdim.

beyazıt durağında indim. ordan sultanahmete yürüdüm. çok erken olduğu için yabancı turist harici pek kalabalık da yoktu. adamlar sabahın 9unda ellerinde rehberleri, fotograf makinaları başlamışlardı dolaşmaya. biz olsak- buna ben de dahil- tatilimizde o saatte daha yatağımızdan çıkıyor olurduk:) esnaf bile dükkanını daha yeni açıyordu.

ordan da mahmutpaşaya ve mısır çarşına indim. mısır çarşısını o rengarenk görüntüsünden hep çok etkilenmişimdir. ama herşey açıkta olduğu için de hiç birşey alamadan sadece gezmişimdir:)

oraya kadar gelip de sirkeciye kadar gidip vapur iskelelerindeki koşuşturan kalabalığı seyretmeden de olmazdı :)

şu istanbul böyle havalarda güzel yahu.. bir de değerini bilsek :)

25 Şubat 2009

kimbilir...


yine bir can sıkıntısı faaliyeti...
günlerdir yağan yağmurdan ( hamdolsun demeliyim :) ) eve kapanınca onu oyalayacak birseyler bulmak gercekten zorlaşıyor. ancak bu defaki oyuncular teyze ve can. ben maalesef bu kadar yetenekli değilim :)

böyle dümdüz bakınca bir kutu, içinde ev ve ağaçlar gibi görünüyor. ama aslında oğlum bilmeden de olsa bana hayalimi gerçekleştirdi. şurda yazmıştım. geleceğimde fazla birşey beklemdiğimi, sadece kimseye muhtaç olmadan,bahçeli bir evin içinde sevdiklerimle beraber yaşlanmak istiyorum demiştim. bunu ben başarabilir miyim bilmiyorum. ama kimdilir ? belki oğlum bunu benim için gerçekleştirebilir..

şu sıralar zaten hep bunları düşünüyorum. geleceği..
oğlum hızla büyüyor. inanılmaz derecede hızla öğreniyor. şu anda bile ona zaman zaman cevap vermekte bile zorlanırken ergenliğinde ne yapacağım ? okulda nasıl olacak? arkadaş seçiminde ben onu nasıl yönlendireceğim, ki bana göre okul ve hayattaki başarısının en büyük etkisi doğru arkadaş seçiminde yatıyor... ya daha sonrasında.?. şu anda yaptığı gibi " anne ben bu kızla evlendim" diye gelir mi? yaşlılığımda nerde olacak? yanımda mı ?

işte şu sıralar bu sorular sürekli kafamda uçuşuyor..