müze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
müze etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2009

rahmi koç müzesi eğitim atölyeleri..

babamız seyahatte. arabayı kapınca her zaman gidemediğimiz yerlere

atıyoruz hemen kendimizi:)

epeydir niyetlendiğim bir yere gittik cumartesi.

rahmi koç müzesi anasınıfı eğitim atölyesine..

özellikle bu haftaki konu tam oğluşa göre diye çok sevinmiştim.

ancak parmak boyası ile yapılan faaliyetlere bayılan benim oğlan

ilk 15 dakikada sıkıldı. üstelik elinin altında istediği renkte ve miktarda

boya, kağıt ve de çok tatli bir öğretmen olmasına rağmen :(

buket hn çok sabırlı, bir o kadar da pozitif enerji saçan gencecik

bir öğretmen. ben çok sevdim. sanırım benim bücür de çok

hoşlandı ki, resmi bırakıp "öğletmenim " diye sürekli sırnaştı :))

1.5 saatlik sürenin sonunda da bir güzel yine müzeyi geztik.

aslında bu eğitimler müzenin önüne yerleştirilmiş fenerbahçe

vapurunda yapılıyormuş. ancak şansımızdan o gün tadilat

olduğundan dolayı müzenin içinde yapılmış:(

resmin konusu ise : köpekbalığı ve tekne olmalıydı.

canocan ne yaptı : köpekbalığı ve anne :))))

üstelik anne köpekbalığını tutuyor. yoksa tersi miydi :)))

3 Eylül 2009

ıhlamur kasrı...




işte yine istanbulun sayılı cennet köşelerinden biri.

ıhlamur kasrı.. üstelik annemin yanıbaşında ama

sanırım bunca senedir 3. cü ziyaret edişi. ben bu

tarafta oturuyor olsaydım, valla her fırsatta orda olurdum.

çünkü yemyeşil, sessiz, tertemiz, fazla büyük olmayan

korumalı alan, yani yerinde duramayan, çimenlerin üstünde

koşturmaya bayılan bir cüce için ideal. çünkü nereye

koşarsa koşsun peşinde koşmanıza gerek olmadan

hep gözünüz önünde, kaybolmasına imkan yok.

içinde çok hoş bir de lokantası var.


bir de üstüne pazar günü gittiğimiz için

daha hoş süprizlerle karşılaştık. sağımız, solumuz

gelin doluydu !! orda bulunduğumuz süre içinde

yanlış saymadıysam 14 gelin fotograf çekimi için

orda bulunuyordu. saatlerce parkın nerdeyse

her köşesinde çekim yaptılar:)

ben bu kadar sabırlı olamazdım valla:)

ama yine de o beyazlar içinde güzelleri

seyretmek zevkliydi:)


6 Mayıs 2009

istanbul oyuncak müzesi


uzun süredir gitmeye hedeflediğim yerlerden biriydi istanbul oyuncak müzesi ..

ancak hiç de istediğim gibi gezip eğlenemedim. çünkü benim cüce
uykusunu alamadan uyandırıldığı için her zamanki korkunç
huysuzluklarını gösterdi. sabah çok erken uyandığından arabada
uyuyakaldı. hatta biraz daha uyuması için bir süre de etrafta dolandık.
ancak pek işe yaramadı. daha kapıdan içeri girer girmez dükkandaki
ıvır zıvırlara daldı. onu ikna edip birinci katı dolaşmaya çalıştık.
ancak adam jet hızıyla şöyle bir etrafa bakıp odalara girip çıkmaya başladı.
vitrinleri izlemesi için onu heveslendirmeyi denediysedek pek başarılı olamadık:(

onun en çok hoşuna giden katlar arasında dolaşmak oldu :)
biraz ilgi gösterdiği sadece uzay oyuncaklarının olduğu
bölümdü..oysa o kadar emek, zaman ve para harcanmış b
u olayı içime sine sine gezmek isterdim. eski teneke oyuncaklarını,
mutfakları, küçük ev aletlerini, porselen bebekleri, el yapımı
tahta oyuncakları daha detaylı incelemek isterdim. her oyuncak
konulara göre gruplandırılmış, ferah ve ışıl ışıl bir ortamda sergileniyor.
özellikle de eski ahşap bir binada sergilenmesi olaya daha da
güzel bir hava katıyor. arka kış bahçesinde de çok hoş bir cafesi var.
bildiğim kadarıyla küçükler için de kukla yapımı ile ilgili kursları da var.
ancak can beyin huysuzluğu had safhaya ulaştığı için maalesef
bunları da inceleme fırsatı bulamadım.

aslında bu müze çocuklar için değil,

bizim gibi hala çocuk gibi olan büyükler için :))

sonuç olarak orda sergilenen oyuncaklar bizim ve
bizden önceki zamanenin oyuncakları.
şimdiki neslin pek de ilgisini çekmiyorlar maalesef.
onların spidermanı, süngerbobu var.
biz gezerken mesela can'dan biraz daha büyük olan bir çocuk daha vardı.
ama anne babası ondan daha çok ilgi göstererek dolaşıyordu:)
hatta 30 yaşlarında bir erkek çocuk da annesiyle müze geziyordu :))

bu demektir ki zamanı beklenecek ve bu müzeye de 2. kez gidilecek.

en çok da şunları görünce çook duygulandım.. işte feci yaşlandığımızın

göstergesi:( ilkokuldaki kitaplarımız müzelik olmuş :)))


11 Şubat 2009

panorama 1453...






bu pazar biz burdaydık. hani geçenlerde şaşaalı bir şekilde sevgili başbakanımız ve belediye başkanımız tarafında açılan müze burası.
aslında geçen hafta gibi pazar günü için çok daha farklı şeyler planlamıştık. ama yağmur fırtına yine planları bozdu. alışveriş merkezi gezmekten hiç hoşlaşmadığımız için de aklımıza bu müze geldi.
sanırım herkes de bizim gibi düşünmüş olacak ki inanılmaz kalabalıktı. hatta biz dönerken kuyruk 2 katı aşmış, dış kapıya kadar ulaşmıştı. bu kalabalıktan dolayı da biz birşey anlamadık zaten. 2 kat aşağı indik. inerken duvarlarda fetih ile ilgili hikayeler, minyatürler, resimler var. en azından beklerken onları okumak iyi geliyor. hatta etkileniyorsun. e tabii beklerken de benimki gibi yerinde duramayan bir cüceyi oyalamak için bin bir türlü takla attık. 15 dakikalık bir bekleme sonrasında içeri girdik. ilk izlenimim ay burası ne kadar küçük oldu. yuvarlak bir topun ortasındaki gibi küçüçük bir alanda gibiydik. hele bir de incelemek, dinlemek yerine sürekli birbirlerinin fotograflarını çekmeye çalışan ve bakan insanların önüne atlayan tiplere uyuz oldum. arka planda da savaş effektleri, olayları anlatan sesler vardı, ki gerçekten de çok etkileyiciydi. ama gürültüden anlayamadık ki. sonuç olarak resimler inanılmaz güzeldi. zaten 3 boyutlu olduğundan dolayı insan gerçekten de o anda ordaymış gibi hissediyor. hele ki panoramik gökyüzü muhteşemdi.
aslında burda hazırlanan savaş sahnelerinin daha küçük boyuttaki hallerini harbiye askeri müzede görmüştük. ancak bu çepeçevre olunca daha bir etkili oldu.
ancak burayı kesinlikle haftaiçi kalabalığın olmadığı zaman ziyaret etmek gerekiyor, aksi takdirde bizim gibi birşey anlamayıp 30 dakika sonra evinize dönüyorsunuz:)


20 Kasım 2008

rahmi koç müzesi..



bu müze ziyaretini aslında haftalar önce yaptık. tembelliğime kurban gidince yine yazmak bugünlere kaldı:( ancak mutlaka yazılması gereken çok eğlenceli bir geziydi..
burası can için bir cenetti ! aslında sadece onun için değil, bizler için de çok eğlenceli geçti. orjinal uçaklar, trenler, arabalar, tankerler, sandallar,gemiler, vapurlar. herbirinin içine rahatlıkla girip her detayını inceleyebiliyorsunuz.

koç ailesinin ürettiği birçok markanın tüm makinalarına ait ( beko bulaşık makinası gibi ) şeffaf halleri sergileniyor. tümünü düğmelerle kendin çalıştırıp makinanın iç işleyişin nasıl olduğunu öğreniyorsun.
ayrıca şimdiye kadar gördüğüm en geniş ve ayrıntılı minyatürleri inceleyebiliyorsun. bazıları aşağıdaki resimdeki gibi sahne olarak düzenlenmiş:) bu minnacık objelerde hiçbirşey unutulmamış. bu tarz minyatürlere çok meraklı olan ben sırf bunlar için bile saatlerce orda bulunabilirim :)

dökülmüş süt bile unutulmamış :)


bahçede ise eski tarz dükkanların sergilendiği bir sokak bile var. eczacı, ayakkabı tamircisi, oyuncakçı gibi.. özellikle de oyuncakçıda eski tarz teneke veya ahşap oyuncakları görünce cidden duygulandım. can bey de tabii ki sonuncuda fena takıldı.
can : anne içeriye girebilir miyim ?
anne : olmaz kuşum. bunlar bebek ve vitrinde sergileniyor sadece.
can : e ben de vitrinde otururum o zaman :)


günde iki defa ayrıca minik nostaljik bir tren gezisi yapabiliyorsun. aynı eskiden olduğu gibi ve orjinal güzergahta...



gezinin sonunda ise can bey yorgunluğu minik bir oyun bahçesinde atlı karıncaya binerek attı:)


sabah 11 gibi başladık gezmeye ve tam 4 saat sonra pes ettik. üstelik görmemiz gereken bir binayı daha es geçmek durumunda kaldık. çok yorulduk ama çok da eğlendik. büyük küçük herkese tavsiye ediyorum :)

24 Eylül 2008

harbiye askeri müze

bu hafta babamız burda olmadığı için anneanne kampındayız yine :) bol bol geziyoruz.


epeydir mehter takımını izlemek istiyordum. nedense bu konserlere ne zaman denk gelsem tüylerim diken diken olur. normalde hiç de vatansever olmayan duygularım ayaklanır birden:)

can beyimizin de bu gösteriyi izlemesini çok istiyordum. gazetede feshanedeki ramazan etkinlikleri arasında bu gösterinin olduğunu okudum. ancak geçen seneki feshane macerasından sonra oraya pek gitmek istemiyordum. oraya ulaşmak için 1.5 saat trafikte kalmıştık. gittiğimizde arabaya yer bulamayıp geri dönmüştük :(

google de aratırken yanı başımızdaki harbiye askeri müzede hemen hemen her gün bu konserin olduğunu öğrenince çok mutlu oldum. aynı zamanda can'a müze tarzı yerlere gezmeyi sevdirmeyi istediğim için de çok iyi oldu.






benim uçak, araba delisi oğlum savaş uçaklarını görünce mest oldu tabii.







ne çok meraklısı varmış meğer bu gösterilerin. geldiğimizde heryer doluydu. o yüzden kendimizi çimenlere atıverdik. yerliden çok turist ve özellikle de japon vardı. insanlar dünyanın diğer ucundan buralara gelip bunları izlemek için çaba harcarken yanıbaşımızdaki olaylardan bihaber olduğum için valla utandım.






















can müzede aynı düşündüğüm gibi davrandı. dart makinasındaki toplar gibi ordan oraya koşturdu:) ama yine de ara ara da olsa kılıçlara, tablolara, gerçek boyuttaki insan ve at heykellerine gerçekten durup ilgi gösterdi. az da olsa odaklanması güzeldi. özellikle de her ayrıntının gerçek boyutunda yapıldığı savaş sahnelerinin sergilendiği salonlarda durup ciddi ciddi inceledi, sorular sordu. benim oğlum büyüyor gerçekten :))


e harbiyeye gelmişken nişantaşını görmeden olmaz, değil mi :) üstelik etrafta devasa ayakkabılar uçuşurken :)