3 Aralık 2008

yeniden ...

blog yine ihmal ediliyor şu sıralar :( ama yeniden çalışma moduna girmeye çalışıyorum. tuhaf bir ruh hali içindeyim. belki de sıfırdan kurulduğu için şimdiye uğraşmak zorunda kalmadığım detaylarla uğraşmak bana biraz ağır geliyor. çalışmayı çok sevmeme ve özlememe rağmen sanırım zaman geçtikçe evde olmaya alışıyor insan.
bir de alan şimdiye kadar çalıştığımın çok dışında olduğu için tereddüt ediyorum biraz. ha bir de koca ile çalışma durumu var ki o başlı başına bir soru işareti. nerdeyse 24 saat birlikte olacağımız için birbirimizi nasıl yeriz bilmiyorum. allahtan çok seyahat edecek de ordan kurtaracağım biraz:)
bu arada iş yok diye ağlananların çoğunun sahte olduğuna karar verdim. gerçekten biz milletçe ya çok tembelleşmişiz ya da kısa yoldan çok paraya kavuşmaya çalışıyoruz. işyerine mutfak yaptıracağız mesela. alt tarafı üste 2 kapaklı dolap, aşağıya da 2 kapaklı dolap ve çekmece yapılacak. ben istedim ki sokak arası usta kazansın, gidip o devasa yapı marketlerinden almayalım. ancak 3 ayrı yerden aldığımız fiyatlar astronomikti. adam kendine % 50 kar mı koydu. anlamadım. mecburen yine yapı marketlerinin birinden aldık. sonra tadilat sonrası temizlik yaptırmak için temizlik şirketlerini aradık. ancak adamların bir kısmı bayram öncesi doluydu, diğer kısmı ise yine astronomik rakamlar istedi. ya kardeşim temizlik firması için bayram öncesi doluluk ne demektir ?? işyerleri bayramda parlasın diye extra temizlik mi yaptırıyor? firmalarında misafir mi ağırlayacaklar acaba ? kartvizit/ fatura bastırılacak mesela. İki tane yan yana ayrı matbaadan fiyat aldık. aynı ürüne biri nerdeyse % 20 fiyat farkı verdi. bu nasıl olur deyip ikisinden de almadık. mobilyada da aynısını yaşadık.
bunun gibi nice örnekler yaşadım şu son günlerde. sanırım türkiyenin en büyük problemi işte bu. çalışma isteği yok. standard hiç yok.

27 Kasım 2008

uyku öncesi hayaller..

ya bugünlerde bana bir ilham perisi uğradı sanırım :) sürekli yazma ihtiyacı duyuyorum..

evet bugünkü dersimizin konusu hayaller, ama herhangi değil, uyumakta zorlanırken insanın kurduğu hayaller, uykuya yardımcı olması için düşünülen hayaller..

bazıları koyun sayarken ben ne görüyorum biliyor musunuz? lotoyu kazanırsam neler yapabileceğimi:)) ha bir de oynasam daha da etkili olacak. ama ya tutarsa diye hayal etmek bile yetiyor.

ilk yapacağım şey bir kısmını gerçekten ihtiyacı olan bir kaç aileye paylaştırmak oluyor. herhangi bir vakfa veya derneğe değil ( denizfeneri örneğini gördük ) , kendim tespit edip emin olduktan sonra yapıyorum yardımları..

2cisi ise avusturalya, yenizelanda, kanada veya amerikadan güzel bir ev almak oluyor. ama öyle bir apartman dairesi değil. şöyle güzel kocaman bahçeli bir ev. kendim için değil, oğlum için elbet. onun kesinlikle bu ülkede üniversite okumasını istemiyorum. allah da izin verirse onun bu ülkelerden birinde eğitim görmesi için elimden geleni yapacağım mutlaka.

3sü kendime, aileme istanbulda güzel, sessiz bir sitede ev almak oluyor. hatta içini bile döşüyorum :)

4 sü olmuyor pek :) çünkü uyuyakalıyorum :)))

hayal de olsa .. güzel değil mi?:)

26 Kasım 2008

sobemm..



sevgili figenin haftalar öncesi sobesini ancak cevap yazabiliyorum. fotograf makinam goncam ile birlikte çin yollarında seyahat ettiğinden ancak resim çekebildim :)

ilk önce çantam, ya da minik bavulum mu desem :)

tüm annelerin kaderi sanırım bu koca çantaları taşımak. oldum olası her gün çanta değiştirenlerden olamadım. bu konuda çok üşengeçimdir. o yüzden 3 sene önce bu çantayı aldım ve hala canı çıkmış bir şekilde kullanıyorum. içindekilere gelince :
- elbette vazgeçilmez cüzdan..

-ev,araba ve şimdi de ofisin anahtarları..

-cep telefonu..

-deodrant..

-ıslak mendil ve kağıt medil..

-kolonya ve temizleme jeli..

-not defterim ve kalemler..

-can beyin oyuncakları ..

-el kremi..

-gözlük..

- yeni yeni kullanmayı öğrendiğim mp3 player

ve elbette olmazsa olmaz fotograf makinası...

ayrıca bu bez torba da can beyin minik bavuludur:) her zaman çok terleyen bir çocuk oldugundan en yakın yere de gitsek yanımda mutlaka bir kat çamaşır bulundururum. ayrıca mutlaka sataralık ( salatalık:) ), avuç (havuç:) ), sakız ve bisküvi de bulunur bu torbada.

2. sobe konusu ise neden blog yazmam sorusuydu...
aslında bunu şu yazımda belirtmiştim ... önceleri sıkı bir okuyucu olarak girdiğim bloglar alemine kendi halinde bir yazar olarak devam ediyorum...:)
genelde sobeler konusunda hep sonuncu olduğum için pek devam ettiremezdim. ama bu defa sevgili nihan'a paslıyorum bu sobeyi :)

24 Kasım 2008

ajdara :)

birlikte çizgi film seyrediyoruz. ama ben çok dikkatli bakmıyorum.

can : aa anne bak !

anne : ( şu sıralar inanılmaz bir dinazor hayranlığı olduğu için ) evet canım dinazor ..

can : hayır anne . o bir ajdara.

anne anlamıyor başta tabii.

anne : ne o ?

can : (kızıyor) of anne ajdara o. ataş çıkaran..

anne : aa evet haklısın. ben yanlış görmüşüm. ( cidden de filmdeki bir ejderha :) )

ben de inanılmaz derece ukalalık yapan ve annemi olur olmaz yerde düzelten bir çocuktum. annemi çok sinirlendirmişimdir :) sanırım tarih gerçekten tekerrürden ibaret :)