3 Ekim 2009

yeni favorilerim..

yeni tv sezonu başladı .. dizi furyası da beraberinde..
gerçi kumanda gündüz can beyin, gece de babanın elinde olunca
pek seyretmeye fırsat bulamıyorum. ama tekrarını mutlaka
yakalıyorum..

birincisi balkan düğünü .. show tv de.. gercekten de eğlenceli.
fazla düşünmeyi gerektirmeyen, hoş bir dizi. hele o şiveli
konuşmalar süper..

diğeri ise cnbce-e deki leverage.. seyretmeyi en çok sevdiğim
polisiye tarzı. dolambaçlı yollar, süper ayrıntılı planlar, sonu hiç
beklenmedik. şiddetle tavsiye ederim..

bir de melekler korusun var. aslında bu yeni değil, ama geçen
sezon pek ilgi göstermediğimden bu sezon yeni olarak izlemeye
başladım.

1 Ekim 2009

ukala adam..:)


bu yaz bu dövmelere maalesef çok merak saldık. ne kadar
engellemeye çalışsam da artık kendi başına yapmaya bile
öğrenmişti. favorimiz de işte bu resimdeki:) o kadar hoşuna
gitti ki hemen teyzesini arayıp ona anlatmak istedi:
can : ne dövmesi yaptım biliyor musun ?
teyze : ne ?
can : hani şu gökyüzünden düşüyor ya, koca koca
taşlar...
teyze : efendim ?
can : hani şu büyük kayalar düşüyor ya kafamıza !
teyze: anlamadım..
can : of ya..
en son anne müdahale eder : meteor yahu:)
teyze : hııı:))
akşam olur. baba gelir eve.. o da sorar ..
baba : yine mi dövme ?
can : evet baba. hem de bu ne biliyor musun ?
baba : ne ?
can : motoor baba..
baba : ne ??
can : of baba motoor işte.
sonunda yine tercüman anne müdahale eder : o bir meteor...
baba : hıı:)
------------------
sabah okul için koşturuyoruz. o giyindi. ben de tshirtümü
giydim. ancak kotumu giymeden saçımı tarıyorum.
hiç hoşuna gitmemiş olacak ki bu görüntüş, dayanamadı:
can : anne böyle mi gideceksin ?
anne : evet. neden olmasın ?
can nasıl kırmadan da söylesem diye düşünür : anne olmaz
üşürsün !!!:)))
-------------------
evdeyiz. kudurganlık had safhada. istediği birşey yapılmadığı
için kızmış evde zıp zıplıyor. anne en sonunda patlıyor.
anne : ya oğlum yeter. şimdi aşağıdan gelip senin kafanda
öyle zıplayacaklar.
can : gelsinler. ben de senin yaptığını söylerim.
anne : !!??
----------------
gelecek ay evde büyük tadilat var. usta gelmiş. ölçüm yapıyor.
bu arada can birşeyler söylüyor. anneanne ile gülüşüyoruz.
usta da gülüyor tabii.
can ustaya dönerek adamı bir güzel bozuyor : SİZ gülmeseniz..
dikkatinizi çekerim. "siz" diye de hitap ediyor:)

25 Eylül 2009

dün kanım dondu...

akşam üstü balkondan aşağıya bakıyorum.. karşı köşedeki
apartmanın altındaki bahçede 4 çocuk oynuyor. Can yaşlarındalar,
biri de kız.. buraya kadar herşey normal..
birden içlerindeki en kısa olanı toprağa ittiler. o kalkmaya
kalkıştıkça diğerleri üstüne abandıkları gibi, tekmelemeye,
vurmaya, tokat atmaya, hatta üstünde zıplamaya başladılar !!
çocuk ağladıkça ve kalkmaya çalıştıkça tokatlar, yumruklar
artmaya başladı. üstelik üçü aynı anda vuruyordu.
balkondan büyük kim var diye bakınmaya çalıştım.
kimseyi göremedim. en sonuda avazım çıktığı kadar bağırdım.
önceleri duymadılar, artık tam inip olaya müdahele edeyim
derken bir tanesi etrafına bakındı. ben de tekrar seslendim.
hemen dağıldılar..
şimdi diyebilirsiniz. " bunlar çocuk, elbette oynayacaklar,
kuduracaklar." ama bu böyle birşey değildi. resmen
çocuğa işkence ettiler. o vururkenki hırslarını tarif edemem.
hani şu sıralar internette moda ya.. liseli serseriler zavallı
birini aralarına alıp dövüyorlar ve bunu da videoya çekip,
nette yayınlıyorlar. işte aynen böyleydi. bunlar
daha 4-5 yaşlarında çocuk.. bu yaşta bunu yapan çocukların
gelecekte neler yapabileceğini düşünmek bile istemiyorum..
bu sertliği maalesef çok görüyorum.
bu şekilde devam ederse daha nice
münevver olayları yaşarız biz..

geçen gazetede de okudum . şok oldum. 3 yaşındaki bir çocuk
vandalizm suçu nedeniyle araştılıyormuş. en büyüğü 5 yaşında
10 kişilik bir çeteye sahipmiş !!


nedir bu sertliğin suçu? biz anne babalar mı? tv mi ? çevre mi?
ya da acaba gerçekten doğuştan mı ?

22 Eylül 2009

dakka bir gol üç...

bir kaç deneme sonrası girdim nihayet sayfama..
ne kadar sürer tabii bilmiyorum. ama takip ettiğim
bir çok sayfa açılmıyor maalesef:(

geldik şu sıralar gündemimizdeki 1 numaralı konuya.
tabii ki okulumuz...

benim feci bir huyum vardır.. bazı şeyleri o kadar
kötü takar, içimde o kadar çok büyütürüm ki, çok saçma
yerlerde ve şekillerde patlarım. içim içimi yer. hele
ki sözkonusu oğlum olunca bu durum daha da vahim
oluyor. geçen gün okuldan eve gelene kadar bıcır bıcır
yaptıklarını anlatırken o anda öylesine söylediği bir
cümle beni çok kızdırdı.
yuvaya giderken sabahları yanına mutlaka bir oyuncağını
alırdı. bu raya giderken de hep birşeyler almak istiyor.
ben de orda kaybolur diyerek onu ikna etmeye çalışıyorum.
buna rağmen geçen gün bir anahtarlığını alıp cebine attı.

" anne biliyor musun, öğretmen dedi ki, eğer bunu bir kere
daha cebimden çıkarırsan çöpe atarım."

can bunu kötü algılamadığı için öylesine anlatıverdi, ama ben
çok sinirlendim. sonuç olarak daha oyun çocuğu olan,
5 yaşına bile gelmemiş, üstelik daha 3 gündür o
ortamda olan bir çocuğa bu cümle mi kullanılır??
işin kötüsü can da bu alınganlık konusunda biraz bana
çekmiş. yabancı birinin ona biraz ters birşeyler söylediğini
düşündüğü an kilitlenir, kollarını kenetler ve çekip bir
köşede ağlar. onu bir daha ikna edemezsin..
bu tarz cümleleri duymaya devam ederse- ki oldukça
hareketli ve kendi bildiğini çok güzel okuyan bir çocuk
olduğu için sık sık duyacağından eminim- okuldan
soğumasından korkuyorum. baştan öğretmeni ile,
konuşmak mı gerekir? ya çocuğa takarsa?

isteklerinden günlük programı konuşmaya fırsat
bulamadığımız için tam olarak ne yaptıklarını da henüz
bilmiyoruz. geçen gün jimnastik yaptırmışlar mesela,
oğluşun çok hoşuna gitmiş. ancak çok terledikleri halde
üstleri değiştirilmemiş. şu an da öyle berbat hasta ki,
sanırım perşembe cuma gidemeyecek. bütün yaz boyu
hiç hastalanmayan çocuk daha şimdiden fire verecek.
birkaç dakika içinde üstleri değiştirilseydi,
ne olurdu sanki..

ve gözüme batan en büyük konu ise kağıt istekleri..
tam 6 top fotokopi kağıdı aldırdılar. bunun yanında
2 top resim kağıdı, a2 , a3 a5 istediler !! yan sınıfın
öğretmeni 1000lik a2 kağıdı aldırtmış mesela, oysa
onun 500 lüğü de varmış. şu an 14 kişiler sınıflarında..
eşimle hesaplıyoruz hesaplıyoruz, nerdeyse günlük
30 sayfa kağıda denk geliyor.
ya ben bu çocuğa kağıt israfını öğretmeye çalışırken
neden bu kadar parçalanıyorum ki o zaman?? benim başta
eğitim kurumum bu kadar rahat harcarsa, yetiştirdikleri
çocuklar ne yapmaz ??

off, içimi rahatlatmaya çalışıyorum, ama nafile..
çok mu büyütüyorum ya :(