12 Kasım 2007

telaşlar ...

Yine uzunca bir ara verdik. Biraz mecburiyetten, biraz tembellikten oldu bu ara.

Yine hastalıkla uğraştık, hem evde hem yuvada doğumgünü kutladık, işler çok yoğunlaştı derken zaman korkunç bir şekilde hızla aktı gitti. Bu zamanın elimizden kayıp gitmesi zaten başlı başına bir konu. Oğlumun doğduğundan bu yana geçirdiği evreleri izlemek, benim ve etrafımdaki insanların geçirdiği değişimleri görmek beni hem üzüyor hem sevindiriyor. Öyle yüce bir devinim ki bu hayat , düşündükçe ürperiyorum. Bizler yaşlandıkça küçükler büyüyor. Bizler unutuyoruz, onlar öğreniyor. Bizler küçülüyoruz ve ölüme daha çok yaklaşıyoruz, onlar gelişiyor. Bayrak yarışında gibiyiz. Neyse bu çok derin bir konu. Daldıkça çıkamıyorum : (

Maalesef gecen haftayı yine hasta geçirdik. Bu defa da ortakulak iltihabi geçirdi. 2 gece boyunca ağladı bebeğim. Onu öyle acı çekerken görmek ve bir şey yapamamak beni kahretti. Şu son 1,5 ay içinde sırasıyla idrar yolu iltihabı, kanda enfeksiyon, bronşit ve orta kulak iltihabı geçirdi. Burnu sürekli tıkalı veya akıyor. Ara ara azalsa da sürekli öksürük var. Her türlü doktora gittik. Her defasında farklı ilaçlar haricinde bir yardımları olmadı. Sanırım eni konu genizeti alınacak.

Bu arada 7/11 da bebeğimin doğumgünü vardı. O artik 3 yaşında minik bir adam:) Hafta içi olunca yapamadık. Cumartesi kendi aramızda ufak bir kutlama yapalım dedik. Ailem ve bir arkadaşım haricinde de kimse yoktu. Bu aile ici kutlamaları nedense oğlum için çok yorucu oluyor. Hele ki hiç sigara içilmeyen ortamda sigara da içilirse mahvoluyor. Evet maalesef bir aile büyüğümüz çocuk hasta olduğu ve uyardığımız halde içti. Tekrarladığımızda da bozuldu ?! neden bazı yaşlı insanlar bu kadar egoist ve saygısız oluyorlar anlamıyorum. Bu sebepten dolayı bundan böyle sadece yuvada ya da arkadaşlarıyla kutlama yapmaya karar verdim.




Dün de yuvada ufak bir kutlama yaptık. Her biri birbirinden güzeldiler. Bayıldım. Birlikte şark söylediler. Dans ettiler. Benim bücürün - evde bize göstermese de- orda herşeye uyum sağladığını gördüm. Biz evde ona sorduğumuzda kesinlikle şarkı falan söylemiyor ya da yaptıklarını anlatmıyor. Ben de bir yerde okumuştum, ona yuvada ne yaptın diye sürekli sormayın diyordu. O ne zaman isterse anlatır. Biz de sabırla bu zamanı bekliyoruz: )




bu arada mimit ( Ümit :) ) teyzemize burdan teşekkür ediyoruz. bu güzel pastaları hazırladığı ve bu denli sabır gösterdiği için. öpüldün :)

31 Ekim 2007

ııı bilemediniz :)




benim bilmiş oğlum fal bakıyor :) daha önce önünde hiç kimse göstermediği halde teyzem eline fincanı alıp bakmaya başladığında benimkisi koşa koşa yanına gitti ve fincanın içine bakıp "aa hav hav var" dedi. işte orda koptuk :) burda hala ne var ne yok bakıyordu..

29 Ekim 2007

2. sinema denememiz..




cumartesi benim bücür ile sinemaya gidelim dedik. çocuk film festivalinin olivium’a 3 yaş için gösterimi vardı. biz geçen şubatta ilk defa sinema deneyimi yaşamıştık (bkz). ancak benim oğlan benim kadar ilgi göstermemişti. bu seferki ise kısa çizgi filmlerinden oluşuyordu ve süresi de uygun geldi bana. son dakikada salona girdik. benimkisi hemen koltuğa rahat bir şekilde yerleşti ve perdeye daldı. oh dedim, nihayet sinemaya ilgi duyacak. ilk yarı böyle geçti. ancak ışıklar açıldıktan sonra etrafındaki diğer çocukları görünce bizimkisinin filme ilgisi yine kalmadı. başladı salonun içinde gezinmeye. bir ara karanlıkta kaybolunca anne diye bağırmaz mı : ) herkes filmi mi seyretsin yoksa bizim bücürü mü takip etsin şaşırdı. karanlıkta daha fazla gezinemeyeceğini anlayınca geldi yanıma oturdu. ama bu defa da girişte hediye olarak verilen puzzle paketinin açılmasını istedi. İkna etmek ne mümkün. Paketi açtık ve doğal olarak içindekiler yerlere saçıldı. Başladık karanlıkta puzzle parçaları aramaya : ) en sonunda film bitti de kendimizi dışarıya attık.
sinemaya deli gibi meraklı olan bir annesi var iken onun neden sıkıldığını anlamıyorum. Oysa yuva ile birlikte tiyatroya gidiyorlar ve oradaki oyunlara bayıldığını söylüyorlar. e kış geldi. İstiyorum ki ben de haftasonlarımızı bu şekilde değerlendirelim. Ama sanırım başka alternativler arayacağız.

Bu macera ertesi teyzeme gittik. Bilin bakalım benim bücür ne yapıyor ?

25 Ekim 2007

Nedir bu kocalardan(erkeklerden) çektiğimiz..

bilmem sizlerin kocaları nasıl, ama benimkisi kadar rahatı yoktur herhalde.. yaptığı olumsuz her hareketin sorumlusu hep başkalarıdır. en yakında da ben olduğum için de bu genelde benimdir.. ama dikkatinizi çekerim sadece olumsuz davranışların sorumluluğu başkalarına aittir. örnekler :

-sabah telefonun saatini kurar. kalkması gereken saatten nerdeyse 1 saat öncesinden başlar bu telefon ötmeye. 15 dakikada bir öter, kapatır. bu bir saat kadar böyle devam eder. 6-7 ay önce ben de kızmıştım ona. kalkacağın zaman kur şu saati demiştim. ama işine gelmediği için dinlememişti. dün uyuyakaldı. tahmin edin bunun sorumlusu kimdi ?! cümle de şu : “ e sen istedin saati kapatmamı. senin yüzünden oldu !! ”

-birkaç gün önce mutfak tezgahın kenarına bardak koymuşuz. koca da elini çarptı ve tabii bardak bin parça yerde. yine şu cümle :“ ya şu bardağı neden buraya koyarsın. brada durmasaydı, çarpmazdım.”

-ilk defa gideceğimiz bir yer için adres arıyoruz geçenlerde. sanırım tüm erkeklerdeki problemlerden biri adres sormamaktır. nedense gururlarına yediremezler. benimkisi başı çeker bu konuda. epey dolandıktan sonra doğal olarak ‘soralım birilerine’ diye söyleniyorum. en sonunda çok yanlış bir yola girdik ve dönüşümüz de kmlerce ilerde. tepkisi şu : “ ya sen bu kadar çok konuşmasaydın ben bulurdum bu adresi”

bunun gibi nice sinir harbi yaşadığm anlar oluyor bu adamla. onun aksine ben, yaptığım olumlu olumsuz her hareketimin sorumluluğunu alırım. hatalıysam itiraf ederim. başaramıyorsam söylerim. ama başarısızlıklarımdan asla başkalarını sorumlu tutmam. Ee iyisi olmak veya davranmak için çok çaba harcarım. herseyimin düzenli, tertipli olmasını isterim. her zaman mantıklı davranmaya çalışan ben olurum. ama olmuyorsa da bunu inkar etmem.

erkek kardeşim de kocama benzer. böyle zamanlarda acaba erkeklerin tümü mü böyle diye düşünmeye başlıyorum. acaba “analarımız onları bu denli “sorumsuz ve rahat” mı yetiştirdi. neden biz kızlar her zaman daha aklı başında davranmak durumunda kaldık ve hala da kalıyoruz. evi çekip çeviriyoruz, çoğumuz çalışıyor, çocuğumuzu en iyi şekilde yetiştirmeye ve de ailemizi de ihmal etmemeye çalışıyoruz. ben de bir oğlan anasıyım. bu hataları yapmamak için ne yapabilirim, onu düşünmeye başladım. aldığı her kararın sorumluluğun almasını istiyorum çünkü. istiyorum ki hayat karşısında dimdik dursun. gerektiğinde hayır! demeyi bilsin. hiçbir zaman başkalarının arkasına sığınmasın..

sebep bu videoda çok farklı da olsa sanırım yakında biz de bu halde olacağız :))