22 Eylül 2008

pazar günü mısır çarşısı..


hacivat ve karagöz hayal kırıklığı ertesinde mısır çarşısının arkasındaki petshoplara gittik. herkes bizim gibi hayvan seyretmeye gelmişti. fena kalabalıktı. e koca şehirde adamakıllı bir havanat bahçesi yokki şöyle çocuklarımıza kitaplarda televizyonlarda gördüklerinin gerçeğini gösterelim.

aslında ona ne zamandır minik bir balık ya da kuş almak istiyorum ama cesaret edemiyorum. sineği bile seven çocuk son dönemde çok ezici oldu. gördüğü yerde karınca eziyor, kedi kuyruğu çekiştiriyor. belki ona küçük de olsa bir hayvanın sorumluluğunu verirsem bu durum fazla ilerlemez diye düşünüyorum. ancak diğer taraftan onları eline falan almaya çalışır zarar verir diye ürküyorum. ona böyle bir sorumluluğu vermeli miyim ? sizler ne düşünüyorsunuz?


























21 Eylül 2008

hacivat ve karagöz ..

ramazan etkinlikleri içinde can' ı götürebileceğim yerleri araştırırken akbank çocuk tiyatrosu çıktı karşıma. gösteriler taksimdeki talimhane tiyatrosunda. geçtiğimiz pazar günü gittik. ancak salon çook havasız ve ter kokuyordu. her yer kapkaranlık ve çocuklar için de sıkıcıydı. gösteri için hazırlanan sahne de çok küçük kaldığından ve ses düzeni de iyi olmadığından çocuklar bir türlü konsantre olamadı. bir de "o çevrede" oturan büyücek çocuklar sahne önünde türlü soytarılıklar yapınca iyice koptular. gösterinin çok kısa bir bölümü ünlü diyaloglar şeklindeydi. gerisinde müzik ve kuklalar vardı sadece. bu kadar sinir bozucu duruma rağmen benim bücür dikkatle seyretmeye çalıştı. bu yuvadan kalma tiyatro alışkanlığının sonucu sanırım. ancak sona doğru o da isyan etti. seyredenlerin yarısı gibi maalesef biz de bitmeden çıkmak zorunda kaldık.



























ortaya karışık..1

temmuz ve ağustos ayları içinde istanbul içinde keşifler yapalım dedik. çoğu zaman kalabalıktan dolayı gitmek istemediğimiz veya bloglardan okuduğum tavsiyeler üzerine bir liste yaptık.


en güzel gezme zamanıymış meğer istanbulda bu aylar. her yer tenha, sakin. gene olarak trafik bile yoktu.

santralistanbul

'e hayran kaldık. böylesi yeşil, bakımlı ve büyük bir bahçenin olduğu bir yer hiç beklemiyorduk.
mest olduk.


















o sıcaklarda bahçenin serinliği ve çimenlerin kokusu çok iyi geldi.


















gördüğü her alet için "bu ne işe yarıyor" diey sordu. merakı gerçekten de içtendi.

mühendislerin yüzkarası babası da cevap vermeye çalıştı :)












içerdeki çok sayıdaki ufak deneylerle çok eğlendi.




























ordan çıkışta ise aylardır, belki de senelerdir gitmediğimiz rumelikavağına gittik. telli babanın üstündeki lokantalardan birinde birşeyler yedik. manzara her zamanki gibi nefes kesiciydi.














istinye park

zaman zaman anneanneye birkaç günlüğüne kampa da gittik. :) anne olmak yerine, orda yeniden çocuk olmak ne iyi geliyordu:) o günlerden birinde istinyeparkı ziyaret ettik. ben anti avm'ci olarak çok mutlu olmasam da annemin baskısıyla gittik. ordaki rainforest cafe 'de ilgisini çekecek mutlaka güzel şeyler olduğunu söyledi. gerçekten de öyle oldu. balıkları uzun uzun izledi. başta korksa da timsaha bayıldı. ordaki çocuklara hatta timsahlar konusunda ders bile verdi:)















anneannede bu arada pamuk şekeri tıkıyor:)
































18 Eylül 2008

erdek..

ağustosun 3. haftasında evdeydik. 2. haftasında yine bir büyük teyze yazlığı gezisi yaptık. bu defa otobüste daha sakin ve usluydu. haftasonuna doğru teyzesi de gelince yine çok keyifli bir hafta geçirdi. anneanne ve teyzeye çook düşkün. istiyor ki herzaman birlikte olalım. özellikle teyzesi oyun arkadaşı:)
















çook heyecanlıyız:) teyzeye yetişmeye çalışıyoruz.

-----------------------------------------------
ağustosun ilk haftasında yakın yerler ararken erdek çıktı karşıma.. üstelik can ile tek başına olacağım ve bende araba olmayacağı için de ulaşımı rahat olmalıydı. üyesi olduğum gruplardan birinden erdekte mini otel tavsiyesi geldi. resimlerden gördüğüm kadarıyla da çocuk için ideal gibiydi. tam pansiyon olması da büyük avantajtı. sonuç olarak erdek' e ilk defa gidiyorduk ve araba olmadığı için bir yerlere çıkmam zor olabilirdi. fiyatı da fena değil gibiydi. niyetimiz 5-6 gün kalmaktı.
öğlen feribotuyla bandırma'ya geçtik. gözümde en çok büyüyen ise valizi feribotun merdivenlerinden nasıl çıkaracağım düşüncesi idi. ama valizleri hemen girişe bıraktırdılar, yukarı çıkmamıza izin vermediler. bu tabii bana çok büyük kolaylık oldu, ancak yine de hiç bir kayıt veya isim/numara almamalı veya vermemeleri bana ters geldi. isteyen istediği valizi alıp gidebilirdi!




valizimiz değerli, ne de olsa tüm kum oyuncakları içinde :)































feribotta tabii ki oyun parkına en yakın masalardan bilet almıştım. ama can beni çok şaşırttı ve genelde pek kalkmadan bu pozisyonda oturdu, yerini de kimseye vermedi:) ya da yanıma gelip masadaki diğer çift ve çocuk ile muhabbet etti. genel olarak herzamankinin aksine laf dinledi !:)onun bu sakin ve olgun tavırları karşısında çok mutlu oldum. oğlum büyümüş ve annesiyle tek başına yollara düşebiliyordu artık !
bandırmada feribottan iner inmez dolmuşlarla otogara gittik. ordan da yine hiç beklemeden erdek dolmuşlarına bindik. zaten 15-20 dakikalık bir yol olacağı ve bizim de yarımadanın girişinde ocaklar'da ineceğimiz söylenmişti. öyle de oldu. çok rahat otele ulaştık.
















otelin bahçesi ve kumsalı çocuklar için idealdi. fazla büyük olmayan bahcede ve denize sıfır kumsalda sürekli göz önünde oluyorlardı. kumsal süperdi. her akşam temizlenen bir kum sahil ve tertemiz bir deniz. ancak biraz ilerledikten sonra denizin dibinde otlar yetiştiğinden biraz koyu duruyordu. bundan dolayı can'ı içeriye sokamadım::( hep denizin kenarında o koyu kısma kadar ilerledi. kesinlikle daha fazla gitmedi. kumsalın arkasında güzel koca asırlık ağaçların altında bir lokanta kısmı ve onun arkasında da mini bungalowlar şeklinde odalar vardı. odalar da büyük gayet ferahtı ama çook sıradandı. adı otel olan bir işletme havluyu asacak bir askı bile yoktu. genel olarak temizlik pek iyi değildi. kaldığımız süre boyunca zaten hiç temizlik yapılmadı.bana o kadar güzel tavsiye edildiği için elbette biraz hayal kırıklığına uğradım. yemeklerde çok vasattı. ama sonra öğrendim ki bu sene genç bir çift işletmesini almış ve üstelik hemen fiyat farkı da koymuş. bir sürü eleman çalıştırmalarına rağmen ( kendileri de bu arada sürekli çay kahve ve muhabbet ederek yoruluyorlardı) yeterince düzen koyamamışlardı. kimle konuştuysam hep geçen senelerde çok daha iyi olduğunu söyledi.. yazık olmuş otele.
sonuç olarak can her zamanki gibi süper eğlendi. daha kapıdan içeri girer girmez arkadaş edindive benim için de en önemlisi buydu. bol bol balık ve yengeç gördü. köpek sevdi. ağaçlara tırmandı.















































































































maalesef düşündüğümüzden erken dönmek zorunda kaldık çünkü şansımızdan inanılmaz korkunç bir rüzgar çıktı. konuştuğumuzu bile anlayamaz duruma gelmiştik.

dönüşte korktuğum başıma geldi ve benim bücür bir saniye oturmadı!




















sonuç olarak yakın yerler için de erdek çok güzel bir alternativ. onu artık öğrendik:)