26 Ocak 2009

pierre loti..

istanbula yerleştiğimden bu yana (ki 22 sene oldu) içini ve çevresini çok gezmişimdir. hatta ilk geldiğim senelerde herhangi bir otobüse biner, son durağa kadar gider ve geri dönerdim. bu sayede çok kısa sürede belki istanbulluyum diyen adamdan çok daha fazla yer öğrendim. mesela o dönemde öğrenci evimin ev sahibesinin torunu ile aramızda 1 yaş vardı. evim okula yakın olması açısından beyazıt'taydı ve daha geldiğimin 2 ayında beyazıttan aşağıya inerek eminönüne, ordan da taksime çıkmayı öğrenmişken, o hayatı boyunca taksim'e bile gitmemişti. benimle birlikte istanbulu öğrendi :)

ancak tuhaftır ki bazı burnumun dibi güzel yerleri bir türlü fırsat bulup gezememişimdir. bunlardan biri pierre lotiydi. düne kadar :) aslında cumartesi gibi güzel bir hava olacağını düşünerek kendimizi ufak çaplı bir pikniğe hazırlamıştık. emirgan taraflarına ya da belgrada ormanlarına doğru.. ama sabahki yağmur tüm planları altüst etti:( ne yapalım diye düşünürken aklımıza pierre loti geldi. gerçekten de nefis bir manzarası varmış ve bu kötü havaya rağmen de kalabalıktı. yazın orayı düşünemiyorum. ama böyle ara havalar için ideal bir yer.. haliç manzarası karşısında çay içmek için :)



bunlar da can bey manzaraları :)

21 Ocak 2009

korkarim bakk...

her aksamki uyku rituelimizde( kavgamizda mi desem:) ) sirasiyla sunlar yapilir:


once evin dort bir yanina dagilan bilimum oyuncak/kalem/defter/mutfak esyalari (yanlis okumadiniz, her turlu kepce, tahta kasik vs) icin toplama kavgasi yapilir.

anne : oglum toplasana su ivir zivirini..

can : ben toplamayacagim.

anne : ama SEN dagittin.

can : e tamam iste. ben dagittim. sen toplayacaksin !!

epey bir dil dokme( ya da tehdit mi desem :) ) sonrasinda % 10 kadarini toplar, gersini ben toplarim.


sonrasinda banyo faslimiz vardir. eger banyo yapmayacaksa mutlaka el yuz yikanir, dis fircalanir, ic camasiri degistirilip pyjamasi giydirilir.

anne : oglum su dislerini cok sert fircalamasana..

can : olmaz anne. beyaz olmali dislerim.

anne :onu anladim da neden dis fircasi ile bir de yuzunu fircaliyorsun?

can ( pis pis siritarak) : e anne yuzum de dislerim gibi bembeyaz tertemiz olsun diye !



bu arada eller yikanir ve sweatinin kollari islanir, uyuz olur.

can : off anne kollarimi islattin yine. cikar sunu.

anne : oglum dursana. cikaracagim zaten.

can soyunmaya calisir : hayir simdi cikaracagim !



banyo islemi biter yatak odasina gecilir. pyjama giydirilme fasli baslar. tabii bunun icin onu once yatagin uzerinden yakalanmali ki zip zip ziplarken bu elbette kolay olmuyor.

can : anne ben bu jijamayi giymeyecegim.

anne : nedenmis o ?

can: bu bana kucuk geliyor.

anne : kucuk degilll

surekli cikarmaya calisir anne sabirla yeniden giydirir.


nihayetinde yataga girilir. 3 kitap secmistir. anne sadece 1 tane okumak ister.

can: olmass anne. 3 kitap olmali.

anne : ama cok uzun surer. devamini yarin okuruz.

can : hayir anne simdi okumak istiyorum.

anne pes eder. ama kisa kesmek icin ara sayfalari atlar. ama can atlamaz ve tek tek cevrilen sayfalari kontrol eder, hatta uyari verir.

can : anne bu hikaye boyle degil. dogru oku tamam mi !


kitap fasli biter ama annenin de sabri biter.

anne : can yeter artik. kapa gozlerini .

can : ama anne dua etmedik daha.

anne : tamam et o zaman.

baslar tiyatrovari bir sekilde burun cekmeye ve aglamakli sesle

can : ama ben bilmiyorum hepsini. hani bana akil falan ver diyordun ya sen !!:)))
anne : e biliyorsun iste .. soylesene..

can : of anne. bak dua etmesek korkarim bak. kotu ruyalar gorurum !!

en sonunda akla gelebilecek her türlü dua ile uzatıldıktan sonra uyku moduna girilir.

bu hikayenin sonunda ne mi olur .


anne cocuktan once uyuyakalir :))))

18 Ocak 2009

ayı :))

uyurken yanına pelüş oyuncaklarına sarılarak uyuyan çocuklara bayılırdım. hamileliğimde özellikle yıkanabilen ve bebekler için olanlardan almıştım. bir tavşan, bir köpek ve bir kuzu.

maalesef birçok konuda olduğu gibi bu konuda da hayal kırıklığına uğradım. bunlara hiç ilgi göstermediği gibi ele avuca geldiğinden itbaren onları oraya buraya atmaktan başka birsey yapmadı. sadece şu minik atı uyku aracı olarak kullandı:) çok da hijyenik bulmadığım için de bir daha hiç pelüş oyuncak almadım. ta ki bu seneki yılbaşı partisine kadar. bana verilen not kağında ayıcık istediği yazıyordu. şimdiye kadar araba ve benzeri oyuncak istemeyen adam ayıcık istemiş. şaşırdım. hatta çaktırmadan tekrar sordum. evet mavi ayıcık istiyorum dedi.

sonra aklıma geldi pisi kedi kitabında çocuk hep mavi bir ayıcıga sarılıp uyuyordu. bu kitabı okumayı bırakalı nerdeyse 6 ay oldu ama unutmamış:)





bulduk ve işte bu ayıcığı aldık :



ama asıl muhabbet bundan sonra başladı.


anneanne : oğlum ona bir ad verelim. ayıcık olsun mu.

can : hayılll.. o bir AYI !

anneanne : peki şımarık olsun.

can : hayıll.. o bir AYI !

anneanne pes etmez : ama bak sen de bir çocuksun ve senin adın can. onun da bir adı olmalı.

can : anneanne onun adı var zaten. o bir AYI :))


anne işte bu noktada kopar :)))

ama anneannenin ısrarları hala da devam eder..
sonuc mu :)
buyrun :)

14 Ocak 2009

zamane çocukları..



can'ı mümkün olduğu kadar bilgisayardan uzak tutmaya çalıştık. zamane gereği ileriki yaşlarda o kadar çok içli dışlı olacak ki ne kadar geç ilgilenirse o kadar iyi olur diye düşündük. ta ki babamız seyahatlerinde kolaylık olsun diye kendine ideapad alana kadar. onu görürmez bu benim diye sahiplendi:) boyutu nedeniyle kolay taşınabilir olmasından dolayı kaptığı gibi geliyor ve bana bigisayal açın diye bağrınıyor. e bizde usul usul laf dinliyoruz tabii. her türlü aramama rağmen henüz şöyle hem eğitici hem de zevkli bir oyun sitesi bulamadığım için de mümkün olduğu kadar balon patlamaca/ balık yakalamaca gibi masum oyunlar ve boyamalar açmaya çalışıyoruz. ancak bizimkisi 40 yıllık usta gibi tıkır tıkır mouse kullanıyor ve bu oyunları artık beğenmiyor :)ben 27 yaşında ve sadece işim gereği öğrenmek zorunda kaldığım için cidden şaşıyorum. bu çocuklar ekstra bir teknolojik yetenekle doğuyorlar sanırım. bu arada şöyle eğlenceli masum siteler bilen varsa bana yazar mı lütfen :)

geçen sabah kahvaltıda babasıyla bunu konuşuyoruz.

baba : ya bücüre bak. adam benden daha iyi oyun oynuyor.

anne : e zamane çocukları...

can : ben zamane çucugu değilim. ben ışılım çucuğuyum.

anne baba : :))))))

ışılım gittiği yuvanın adı ve tiyotraya gittikleri zaman mesela onlara öyle sesleniyorlarmış..