24 Eylül 2008

harbiye askeri müze

bu hafta babamız burda olmadığı için anneanne kampındayız yine :) bol bol geziyoruz.


epeydir mehter takımını izlemek istiyordum. nedense bu konserlere ne zaman denk gelsem tüylerim diken diken olur. normalde hiç de vatansever olmayan duygularım ayaklanır birden:)

can beyimizin de bu gösteriyi izlemesini çok istiyordum. gazetede feshanedeki ramazan etkinlikleri arasında bu gösterinin olduğunu okudum. ancak geçen seneki feshane macerasından sonra oraya pek gitmek istemiyordum. oraya ulaşmak için 1.5 saat trafikte kalmıştık. gittiğimizde arabaya yer bulamayıp geri dönmüştük :(

google de aratırken yanı başımızdaki harbiye askeri müzede hemen hemen her gün bu konserin olduğunu öğrenince çok mutlu oldum. aynı zamanda can'a müze tarzı yerlere gezmeyi sevdirmeyi istediğim için de çok iyi oldu.






benim uçak, araba delisi oğlum savaş uçaklarını görünce mest oldu tabii.







ne çok meraklısı varmış meğer bu gösterilerin. geldiğimizde heryer doluydu. o yüzden kendimizi çimenlere atıverdik. yerliden çok turist ve özellikle de japon vardı. insanlar dünyanın diğer ucundan buralara gelip bunları izlemek için çaba harcarken yanıbaşımızdaki olaylardan bihaber olduğum için valla utandım.






















can müzede aynı düşündüğüm gibi davrandı. dart makinasındaki toplar gibi ordan oraya koşturdu:) ama yine de ara ara da olsa kılıçlara, tablolara, gerçek boyuttaki insan ve at heykellerine gerçekten durup ilgi gösterdi. az da olsa odaklanması güzeldi. özellikle de her ayrıntının gerçek boyutunda yapıldığı savaş sahnelerinin sergilendiği salonlarda durup ciddi ciddi inceledi, sorular sordu. benim oğlum büyüyor gerçekten :))


e harbiyeye gelmişken nişantaşını görmeden olmaz, değil mi :) üstelik etrafta devasa ayakkabılar uçuşurken :)




















23 Eylül 2008

sultanahmet..

ramazan gelince sultanahmet de ziyaret edilmeden olmaz değil mi. e biz de gezmeye alışmışken geçen akşam anneanne, anne, teyze ve torun olarak tam kadro sultanahmete gittik. herzamanki gibi çook kalabalık . ancak sanki geçen seneye göre daha temiz, daha derli toplu gibiydi. bir kere sucuk köfte kokuları yok olmuş, çok iyi olmuştu. daha çok tatlıcı tarzı yerler vardı. her yer tertemizdi.

biz girer girmez hemen birer porsiyon künefeyi midemize indirdik. uzun süredir gerçekten künefe tadında künefe yememiştim. iyi geldi. can bey daha sokağa girmeden başladı. onu istiyom, bunu istiyom, şunu istiyom diye. bu tutturma işini korkunç bir boyuta getirmiş durumda. elinde mesela dondurma varken haşlanmş mısır da istiyor, gördüğü her türlü oyuncak ya da en basitinden bir balon için bile mini bir kiyamet koparıyor. istediği herşeyi alan biri değilim. ne kadar ağlarsa ağlasın istedikleri yapılmıyor. ama yine de inatla usanmadan şansını deniyor. son dönemde onun birçok konuda ne kadar olgunlaştığını gördüğüm halde bu isteme işinde neden hala bebek gibi davranıyor anlamıyorum. sanırım şu ya sabır cümlesini sabırla söylemeye devam etmeliyim :)
hmmm künefe :)

teyzemizin özel isteği üzerine :)

sultanahmet camiinin altındaki çay bahçesine giderken yolumuz üerindeki başka bir çay bahçesinde bu gösteri vardı. biz de durup seyrettik. yanımızdaki ispanyol turistler de heyecanla izliyorlardı. gösteri biter bitmez bizim gibi dışardan seyreden birkaç kişi ve turistler, hatta can bile alkışlarken içerdeki bir allahın kulu kılını ile kıpırdatmadı !! turistler de neden kimse alkışlamadı diye şaşırarak gitti. diyemedim tabi, biz türkler güzel olan hiçbir olaya değer vermeyiz diye :(
tiryaki oğlum benim :)


çeşmedeki tekne gezintisinde denk geldiğimiz zennenin videosunu bir türlü yükleyememiştim. çay bahçesindeki konser esnasında dayanamayıp sahneye fırlayan "seyirci " en az onun kadar iyiydi. buyrun :)

22 Eylül 2008

pazar günü mısır çarşısı..


hacivat ve karagöz hayal kırıklığı ertesinde mısır çarşısının arkasındaki petshoplara gittik. herkes bizim gibi hayvan seyretmeye gelmişti. fena kalabalıktı. e koca şehirde adamakıllı bir havanat bahçesi yokki şöyle çocuklarımıza kitaplarda televizyonlarda gördüklerinin gerçeğini gösterelim.

aslında ona ne zamandır minik bir balık ya da kuş almak istiyorum ama cesaret edemiyorum. sineği bile seven çocuk son dönemde çok ezici oldu. gördüğü yerde karınca eziyor, kedi kuyruğu çekiştiriyor. belki ona küçük de olsa bir hayvanın sorumluluğunu verirsem bu durum fazla ilerlemez diye düşünüyorum. ancak diğer taraftan onları eline falan almaya çalışır zarar verir diye ürküyorum. ona böyle bir sorumluluğu vermeli miyim ? sizler ne düşünüyorsunuz?


























21 Eylül 2008

hacivat ve karagöz ..

ramazan etkinlikleri içinde can' ı götürebileceğim yerleri araştırırken akbank çocuk tiyatrosu çıktı karşıma. gösteriler taksimdeki talimhane tiyatrosunda. geçtiğimiz pazar günü gittik. ancak salon çook havasız ve ter kokuyordu. her yer kapkaranlık ve çocuklar için de sıkıcıydı. gösteri için hazırlanan sahne de çok küçük kaldığından ve ses düzeni de iyi olmadığından çocuklar bir türlü konsantre olamadı. bir de "o çevrede" oturan büyücek çocuklar sahne önünde türlü soytarılıklar yapınca iyice koptular. gösterinin çok kısa bir bölümü ünlü diyaloglar şeklindeydi. gerisinde müzik ve kuklalar vardı sadece. bu kadar sinir bozucu duruma rağmen benim bücür dikkatle seyretmeye çalıştı. bu yuvadan kalma tiyatro alışkanlığının sonucu sanırım. ancak sona doğru o da isyan etti. seyredenlerin yarısı gibi maalesef biz de bitmeden çıkmak zorunda kaldık.