14 Ocak 2009

zamane çocukları..



can'ı mümkün olduğu kadar bilgisayardan uzak tutmaya çalıştık. zamane gereği ileriki yaşlarda o kadar çok içli dışlı olacak ki ne kadar geç ilgilenirse o kadar iyi olur diye düşündük. ta ki babamız seyahatlerinde kolaylık olsun diye kendine ideapad alana kadar. onu görürmez bu benim diye sahiplendi:) boyutu nedeniyle kolay taşınabilir olmasından dolayı kaptığı gibi geliyor ve bana bigisayal açın diye bağrınıyor. e bizde usul usul laf dinliyoruz tabii. her türlü aramama rağmen henüz şöyle hem eğitici hem de zevkli bir oyun sitesi bulamadığım için de mümkün olduğu kadar balon patlamaca/ balık yakalamaca gibi masum oyunlar ve boyamalar açmaya çalışıyoruz. ancak bizimkisi 40 yıllık usta gibi tıkır tıkır mouse kullanıyor ve bu oyunları artık beğenmiyor :)ben 27 yaşında ve sadece işim gereği öğrenmek zorunda kaldığım için cidden şaşıyorum. bu çocuklar ekstra bir teknolojik yetenekle doğuyorlar sanırım. bu arada şöyle eğlenceli masum siteler bilen varsa bana yazar mı lütfen :)

geçen sabah kahvaltıda babasıyla bunu konuşuyoruz.

baba : ya bücüre bak. adam benden daha iyi oyun oynuyor.

anne : e zamane çocukları...

can : ben zamane çucugu değilim. ben ışılım çucuğuyum.

anne baba : :))))))

ışılım gittiği yuvanın adı ve tiyotraya gittikleri zaman mesela onlara öyle sesleniyorlarmış..

13 Ocak 2009

nacizane öneriler :)

can' a kitap almayı çok seviyorum. belki benim annem bana bunu yapmadığı ve kendi kitaplarımı kendim seçtiğim için çok özeniyorum. özellikle de görerek, okuyarak yapmayı tercih ediyorum. ama maalesef her türlü çocuk kitabını birarada bulabileceğim bir kitabevine henüz rastlamadım. tam olarak yaş aralığını veya detaylarını yeterli bulmasam da internetten de sipariş verdim, ki bazıları da korktuğum gibi yaş aralığına uygun gelmedi. bundan dolayı aşağıdaki siteye rastgeldiğimde çok mutlu oldum. çünkü tümüyle sadece çocuk kitapları üzerine:) henüz detaylı dalıp inceleyemedim. ancak çok yararlı olacağına eminim.

http://www.kipitap.com/
bunun dışında bizim 2 favori dergiyi takip ediyoruz...


meraklı minik - tübitak yayınları ( sevgili pino ile tanışmıştım bu dergiyle. şimdi vazgeçilmez oldu.)


anaokulu dergisi - boyut yayın grubu

favori kitaplarımız ise şu sıralar şunlar :






12 Ocak 2009

azıcık nostalji..

haftaya güzel bir başlangıç yapmak için biraz nostalji yapayım dedim:)

en sevdiğim parçalardan biri..






hmmm bir de bu vazgeçilmezlerimden ...


8 Ocak 2009

Jaguarı olmuş ama..

Adam olamamış.
Geçenlerde kanallar arası zaplarken yağmurda temdeki trafik kazalarını gösteren bir habere denk geldim. Adamın biri polise bağrınıyor, ” o adamı tutunnnn “ diye dövünüyordu. Meğer bir iett otobüsü beyimizin arabasına arkadan çarpmış ve arka lambalarından biri kırılmış. yağmurlu havalarda zaten artık standard birşey olmaya başladı bu istanbul trafiğinde. Olay sadece bundan ibaret olmasına rağmen, adam orta şeriti kapattığı gibi ısrarla polis bekliyor, rapor tutmuyor ve o otobüs şoförüyle birlikte içindeki işe gitmeye çalışan onlarca insanı mağdur ediyor. E otobüs şoförü de haklı olarak devam etmek istediği için kıyamet kopuyor. Be kardeşim jaguar alacak paran varsa ne olacak kendi cebinden öde, ya da polise gerek kalmadan raporu düzenle işte. Ama yok !!! insanlık, hoşgörü ve her zaman dediğim gibi en önemlisi de saygı kalmamış. Onun lambasının parası karşılanacak diye , belki de o lambanın değerinin 100 lerce katı zarar veriyor.

- saatlerce trafiğin tıkanmasına sebep verdiği için, o hattaki tüm araçların zararını

- otobüs, şoföre zimmetli olduğu için allah bilir ne kadar kesintiye uğrayacak olan maaşının zararını

- otobüsteki insanların zaman kaybının zararını

- belki de çok daha önemli bir yere gitmesi gerekirken bu kadar basit bir olaya gelmek zorunda olan polisin zararını

kim karşılayacak ??
yanlış mı düşünüyorum ?