16 Ekim 2008

allahım ne olurrrr...

bundan daha kötü olamazz..

şu an kuzenim hastanede komada, ölümle savaşıyor..

trafik denilen canavara yenilmek üzere..

o daha bir ana kuzusu, o daha hayatın başında, 30 bile olmadı daha :(

ne olur allahım.. sana yalvarıyorum.. ne olur daha da kötüsünü yaşamayalım..

10 Ekim 2008

:(

güzel yorumlarınız için çok teşekkürler...

ama maalesef herşey daha da kötüye gidiyor.

sanırım allahım diyor ki sen şikayet ettikçe ben sana daha çok sebep vereceğim. bu bayram bu ülkeye olduğu kadar bize de hiç iyi gelmedi.

aslında bu postta güzel bir akraba ziyaretinin detayları olmalıydı. epeydir görüşmediğimiz yalovadaki kuzenimin yeni evinin resimleri ve can ile yaşıt olan cimcime kızının maceraları.
güzel geçen 3 gün, ama balyoz etkisi olan son. ağaçların arkasında kendi kendine yanan trafik ışıkları, 100 mt içinde tam 4 tane ışık ve sonrasında saniyelik bir kafa çevirmenin sonucunda güzel bir trafik kazası. allaha şükür bizde birşey yok, çünkü tümümüzde kemer vardı. öndeki arabada da görünürde maddi olarak bir hasar yok. ama benim arabanın önü tabii ki paramparça oldu ve inanılmaz masraf çıkardı. e tabii o arabanın ordan oraya taşınmasının telaşı ve yorgunluğu da çabası.
içime yiyen ise trafikte cidden çok dikkatli olan ben nasıl oldu da böyle bir kazaya sebep oldu. sürekli düşünüyorum ve gözümün önüne sadece o çarpma sesi geliyor.

ikinci balyoz ise eşimin bazı anlaşamamazlıklar yüzünden işinden ayrılması oldu. aslında 6 aydır kendi işini kurma için organizyonlar yapıyordu ama en azından bazı şeyler oturana kadar işten ayrılmayı düşünmemişti. iş durumlarının ve işveren olmanın verdiği bazı küstahlıklara dayanmak gerçekten çok zordur ve bunu yapması gerçekten kaçınılmazdı. ama bu durum bizi maddi anlamda çok zorlayacak.

ardarda bu olumsuzluklardan sonra artık ne düşüneceğimi, hissedeceğimi bilmiyorum. bir yandan bize ve özellikle de oğluma birşey olmadığı için şükretmeliyim diyorum, ama diğer yandan neden herşey bu kadar arka arkaya kötü gider ki insanın hayatında diye kendi kendimi yiyorum.

herşeyde hayır vardır diyerek kendimi telkin etmeliyim! miyim ?
aslında artık düşünmek de istemiyorum.....

28 Eylül 2008

geri dönmeliyim..

EVET GERİ DÖNMELİYİMM!!!

gerçek yaşama dönmeliyim. tekrar günü gününe yaşamaya dönmeliyim. yaşamımı yeniden elime almak için dönmeliyim..

belki bu cümleleri sürekli söylersem, dinlersem, yazarsam, okursam işe yarar. YARAMALI!

yoksa bu belirsizliğin içinde gittikçe boğulacağım. KENDİME GELMELİYİM!

tembellik had safhada. hatta bu gezi postları da bu tembelliğin azizliğine uğradı. onları zamanında yazmak yerine biriktirip bir iki gün içinde yazdım. sanırım bu yazıların ruhunu böylece kaybettim. üstelik resimler arasında bu aptal araları da kaldıramayınca görüntü de güme gitti.. oysa bu gezilerde can bey'in öyle güzel cümleleri vardı ki ...

işte şu sıralar hayatımın özeti bu. ruhsuzluk, ilgisizlik ve hatta oğluma karşı bile inanılmaz bir agresiflik..

geri dönmeliyim.........


dip not : yeni bannerimiz için mimit teyzemize teşekkür ederiz:)

24 Eylül 2008

harbiye askeri müze

bu hafta babamız burda olmadığı için anneanne kampındayız yine :) bol bol geziyoruz.


epeydir mehter takımını izlemek istiyordum. nedense bu konserlere ne zaman denk gelsem tüylerim diken diken olur. normalde hiç de vatansever olmayan duygularım ayaklanır birden:)

can beyimizin de bu gösteriyi izlemesini çok istiyordum. gazetede feshanedeki ramazan etkinlikleri arasında bu gösterinin olduğunu okudum. ancak geçen seneki feshane macerasından sonra oraya pek gitmek istemiyordum. oraya ulaşmak için 1.5 saat trafikte kalmıştık. gittiğimizde arabaya yer bulamayıp geri dönmüştük :(

google de aratırken yanı başımızdaki harbiye askeri müzede hemen hemen her gün bu konserin olduğunu öğrenince çok mutlu oldum. aynı zamanda can'a müze tarzı yerlere gezmeyi sevdirmeyi istediğim için de çok iyi oldu.






benim uçak, araba delisi oğlum savaş uçaklarını görünce mest oldu tabii.







ne çok meraklısı varmış meğer bu gösterilerin. geldiğimizde heryer doluydu. o yüzden kendimizi çimenlere atıverdik. yerliden çok turist ve özellikle de japon vardı. insanlar dünyanın diğer ucundan buralara gelip bunları izlemek için çaba harcarken yanıbaşımızdaki olaylardan bihaber olduğum için valla utandım.






















can müzede aynı düşündüğüm gibi davrandı. dart makinasındaki toplar gibi ordan oraya koşturdu:) ama yine de ara ara da olsa kılıçlara, tablolara, gerçek boyuttaki insan ve at heykellerine gerçekten durup ilgi gösterdi. az da olsa odaklanması güzeldi. özellikle de her ayrıntının gerçek boyutunda yapıldığı savaş sahnelerinin sergilendiği salonlarda durup ciddi ciddi inceledi, sorular sordu. benim oğlum büyüyor gerçekten :))


e harbiyeye gelmişken nişantaşını görmeden olmaz, değil mi :) üstelik etrafta devasa ayakkabılar uçuşurken :)